|
Kategori |
İngilizce |
Türkçe |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
a sure thing i. |
elde bir |
|
| 2 |
Genel |
a thing taken by theft i. |
haram mal |
|
| 3 |
Genel |
see a thing through f. |
bir işi başarmak |
|
| 4 |
Genel |
be a thing of the past f. |
bir şey artık geçmişe ait bir şey olmak |
|
| 5 |
Genel |
be a thing of the past f. |
tarih olmak |
|
| 6 |
Genel |
fall back upon a thing f. |
sığınmak |
|
| 7 |
Genel |
hold a thing over someone f. |
birini bir şey ile durmadan tehdit etmek |
|
| 8 |
Genel |
see a thing through f. |
tuttuğunu koparmak |
|
|
|
| 9 |
Genel |
be a thing of the past f. |
mazi olmak |
|
| 10 |
Genel |
fall back upon a thing f. |
güvenmek |
|
| 11 |
Genel |
do a mad thing f. |
çılgınlık yapmak |
|
| 12 |
Genel |
introduce a new thing f. |
ortaya çıkarmak |
|
| 13 |
Genel |
(a certain thing) slip one's mind f. |
aklından çıkmak |
|
| 14 |
Genel |
(a certain thing) slip one's mind f. |
akıldan çıkmak |
|
| 15 |
Genel |
have knowledge of a thing f. |
bir şey hakkında bilgiye sahip olmak |
|
| 16 |
Genel |
see a thing through f. |
bir girişimi başarmak |
|
| 17 |
Genel |
know a thing or two f. |
tecrübeli ve bilgili olmak |
|
| 18 |
Genel |
make a good thing of f. |
yararlanmak |
|
| 19 |
Genel |
make a good thing of f. |
kar çıkarmak |
|
| 20 |
Genel |
make a good thing of f. |
istifade etmek |
|
| 21 |
Genel |
depend on a thing f. |
bir şeye bağlı bulunmak |
|
| 22 |
Genel |
ask about a thing f. |
birisine bir şey sormak |
|
| 23 |
Genel |
ask someone for a thing f. |
birisinden bir şey rica etmek |
|
| 24 |
Genel |
(a certain thing) give someone a headache f. |
bir işten dolayı başı ağrımak |
|
| 25 |
Genel |
know a thing or two (about something) f. |
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek |
|
| 26 |
Genel |
have a thing going with someone f. |
aralarında bir şey olmak |
|
| 27 |
Genel |
have a thing going with someone f. |
arasında bir şey olmak |
|
| 28 |
Genel |
be pleased to do a thing f. |
yapmaktan memnun olmak |
|
|
|
| 29 |
Genel |
do a thing on the cross f. |
namussuzca davranmak |
|
| 30 |
Genel |
face (a thing) out f. |
cesurca yüzleşmek |
|
| 31 |
Genel |
make (a thing) one's business f. |
üzerine vazife edinmek |
|
| 32 |
Genel |
see about a thing f. |
dikkat etmek |
|
| 33 |
Genel |
take (a thing) amiss f. |
(bir şeye) gücenmek |
|
| 34 |
Genel |
take (a thing) amiss f. |
(bir şeyi) yanlış anlamak |
|
| 35 |
Genel |
be pleased to do a thing f. |
bir şeyi yapmayı arzulamak |
|
| 36 |
Genel |
face (a thing) out f. |
(bir konuyu) açık yüreklilikle ortaya koymak |
|
| 37 |
Genel |
make (a thing) one's business f. |
görev olarak üstlenmek |
|
| 38 |
Genel |
see about a thing f. |
göz önünde bulundurmak |
|
| 39 |
Genel |
as a general thing zf. |
genel olarak |
|
| 40 |
Genel |
such a thing expr. |
böyle bir şey |
|
| İfadeler |
|
| 41 |
İfadeler |
worth of a thing is what it will bring expr. |
değeri ederi (piyasa karşılığı) kadardır |
|
| 42 |
İfadeler |
a is one thing, b is (quite) another expr. |
(bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok |
|
| 43 |
İfadeler |
a is one thing, b is (quite) another expr. |
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil |
|
| 44 |
İfadeler |
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. |
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil |
|
| 45 |
İfadeler |
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. |
(bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok |
|
| Atasözü |
|
| 46 |
Atasözü |
a thing you don't want is dear at any price i. |
ucuz etin yahnisi yavan olur |
|
| 47 |
Atasözü |
a thing you don't want is dear at any price i. |
bir şey sadece fiyatı ucuz olduğu için alınmaz |
|
| 48 |
Atasözü |
a little knowledge is a dangerous thing |
yarı cahilden kork |
|
| 49 |
Atasözü |
there ain't no such thing as a free lunch |
her şeyin bir bedeli vardır |
|
| 50 |
Atasözü |
there's no such thing as a free lunch |
her şeyin bir bedeli vardır |
|
| 51 |
Atasözü |
a thing of beauty and a joy forever |
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar |
|
| 52 |
Atasözü |
a thing of beauty is a joy forever |
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar |
|
| 53 |
Atasözü |
little knowledge is a dangerous thing |
yarı cahilden kork |
|
| 54 |
Atasözü |
little learning is a dangerous thing |
az bilmek tehlikelidir |
|
| 55 |
Atasözü |
little knowledge is a dangerous thing |
az bilmek tehlikelidir |
|
| 56 |
Atasözü |
little learning is a dangerous thing |
yarı cahilden kork |
|
| 57 |
Atasözü |
if you want a thing done well do it yourself |
bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın |
|
| 58 |
Atasözü |
if you want a thing done well do it yourself |
kendi ununu kendin öğüt |
|
| 59 |
Atasözü |
if a thing is worth doing it's worth doing well |
bir şey yapmaya değerse iyi yapmaya değer |
|
| 60 |
Atasözü |
if a thing is worth doing it's worth doing well |
yapacaksan doğru dürüst yap |
|
| 61 |
Atasözü |
keep a thing seven years and you'll find a use for it |
sakla samanı gelir zamanı |
|
| 62 |
Atasözü |
keep a thing seven years and you'll always find a use for it |
sakla samanı gelir zamanı |
|
| 63 |
Atasözü |
have too much of a good thing |
sevilen şeyler çok tüketilirse eskisi kadar zevk vermeyebilir |
|
| 64 |
Atasözü |
love is an ideal thing, marriage is a real thing |
aşk; ideal olan, evlilik; gerçek olandır |
|
| 65 |
Atasözü |
whether a thing is worth doing or not really depends on how you look at it |
bir şeyin yapmaya değer olup olmadığı ona nasıl baktığına bağlıdır |
|
| 66 |
Atasözü |
worth of a thing is what it will bring |
ederi, gideri (piyasası) kadardır |
|
| 67 |
Atasözü |
a mind is a terrible thing to waste |
akıl ziyan edilmez |
|
| 68 |
Atasözü |
a mind is a terrible thing to waste |
akıl boşa harcanmaz |
|
|
|
| 69 |
Atasözü |
a mind is a terrible thing to waste |
akıl ziyan edilmeyecek kadar kıymetlidir |
|
| 70 |
Atasözü |
you can have too much of a good thing |
aşırıya da kaçmamak gerek |
|
| 71 |
Atasözü |
you can have too much of a good thing |
azı karar çoğu zarar |
|
| 72 |
Atasözü |
you can have too much of a good thing |
bir şeyin cılkını/suyunu da çıkarmamak gerek |
|
| 73 |
Atasözü |
you can have too much of a good thing |
her şey ölçüsünde ve kararında güzel |
|
| 74 |
Atasözü |
you can have too much of a good thing |
bu kadarı da biraz çok |
|
| 75 |
Atasözü |
you can have too much of a good thing |
bir şeyi fazla abartmamak gerek |
|
| 76 |
Atasözü |
a little learning is a dangerous thing |
yarı cahilden kork |
|
| 77 |
Atasözü |
a little learning is a dangerous thing |
az bilmek tehlikelidir |
|
| 78 |
Atasözü |
if you want a thing done well/right, do it yourself |
kendi ununu kendin öğüt |
|
| 79 |
Atasözü |
if you want a thing done well/right, do it yourself |
bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın |
|
| 80 |
Atasözü |
if you want a thing done well/right, do it yourself |
bir şey iyi/doğru yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın |
|
| Konuşma Dili |
|
| 81 |
Konuşma Dili |
just a temporary thing i. |
geçici birşey |
|
| 82 |
Konuşma Dili |
a colossally stupid thing to do i. |
yapılabilecek en büyük aptallık |
|
| 83 |
Konuşma Dili |
a one-time thing i. |
bir kerelik bir şey |
|
| 84 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
ucuz kurtulunan durum |
|
| 85 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
kıl payıyla kazanılan şey |
|
| 86 |
Konuşma Dili |
a sometime thing i. |
fırsat buldukça yapılan şey |
|
| 87 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
az farkla kazanılan şey |
|
| 88 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
ucuz yırtılan durum |
|
| 89 |
Konuşma Dili |
a sometime thing i. |
ara ara yapılan aktivite |
|
| 90 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
ucuz atlatılan durum |
|
| 91 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
zar zor kazanılan şey |
|
| 92 |
Konuşma Dili |
a sometime thing i. |
seyrek görülen şey |
|
| 93 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
kıl payıyla kurtulunan durum |
|
| 94 |
Konuşma Dili |
a close-run thing i. |
ucu ucuna kazanılan şey |
|
| 95 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
kıl payıyla atlatılan durum |
|
| 96 |
Konuşma Dili |
a close (or near) thing i. |
ucu ucuna kurtulunan olay |
|
| 97 |
Konuşma Dili |
a close (or near) thing i. |
ucuz yırtılan durum |
|
| 98 |
Konuşma Dili |
a close (or near) thing i. |
kıl payıyla atlatılan durum |
|
| 99 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
ucuz atlatılan durum |
|
| 100 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
ucu ucuna |
|
| 101 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
az farkla |
|
| 102 |
Konuşma Dili |
a close (or near) thing i. |
ucuz atlatılan durum |
|
| 103 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
kıl payıyla kurtulunan olay |
|
| 104 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
ucu ucuna kurtulunan olay |
|
| 105 |
Konuşma Dili |
a close (or near) thing i. |
kıl payıyla kurtulunan olay |
|
| 106 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
darı darına |
|
| 107 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
kıl payı |
|
| 108 |
Konuşma Dili |
a close thing i. |
ucuz yırtılan durum |
|
| 109 |
Konuşma Dili |
a whole thing i. |
büyük mesele |
|
| 110 |
Konuşma Dili |
a whole thing i. |
büyük hadise |
|
| 111 |
Konuşma Dili |
a whole thing i. |
büyük sorun |
|
| 112 |
Konuşma Dili |
a whole thing i. |
büyük sıkıntı |
|
| 113 |
Konuşma Dili |
a whole thing i. |
büyük olay |
|
| 114 |
Konuşma Dili |
a whole thing i. |
büyük problem |
|
| 115 |
Konuşma Dili |
fall back upon a thing f. |
sığınmak |
|
| 116 |
Konuşma Dili |
fall back upon a thing f. |
güvenmek |
|
| 117 |
Konuşma Dili |
john and mary have a thing going expr. |
john ile mary arasında bir şeyler var |
|
| 118 |
Konuşma Dili |
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. |
(o) farklı şey (bu) farklı şey |
|
| 119 |
Konuşma Dili |
a is one thing, b is (quite) another expr. |
(o) farklı şey (bu) farklı şey |
|
| 120 |
Konuşma Dili |
a is one thing, b is (quite) another expr. |
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil |
|
| 121 |
Konuşma Dili |
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. |
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil |
|
| 122 |
Konuşma Dili |
a is one thing, b is (quite) another expr. |
(bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok |
|
| 123 |
Konuşma Dili |
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. |
(bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok |
|
| 124 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birileri/bir şeyler) arasında en özel olanı |
|
| 125 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birilerinin/bir şeylerin) en müstesnası |
|
| 126 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birilerinin/bir şeylerin) en üstünü |
|
| 127 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birilerinin/bir şeylerin) şahı |
|
| 128 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birilerinin/bir şeylerin) en iyi/güzel örneği |
|
| 129 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birileri/bir şeyler) arasında en üstün özelliklere sahip olan kişi/şey |
|
| 130 |
Konuşma Dili |
a (certain type of person or thing) among (others) expr. |
(birileri/bir şeyler) arasında en müstesna olanı |
|
| 131 |
Konuşma Dili |
(one) (has) never heard (of) such a thing expr. |
(biri) hiç böyle bir şey duymamış |
|
| 132 |
Konuşma Dili |
(one) (has) never heard (of) such a thing expr. |
(biri) ilk defa böyle bir şey duyuyor |
|
| 133 |
Konuşma Dili |
(and) a good thing too expr. |
(ve) bu harika bir haber |
|
| 134 |
Konuşma Dili |
(and) a good thing too expr. |
(ve) bu harika oldu |
|
| 135 |
Konuşma Dili |
(and) a good thing too expr. |
(ve) bu çok iyi oldu |
|
| 136 |
Konuşma Dili |
(and) a good thing too expr. |
(ve) bu çok iyi bir haber |
|
| 137 |
Konuşma Dili |
(and) a good thing too expr. |
(ve ) bu çok sevindirici bir haber |
|
| 138 |
Konuşma Dili |
don't worry (about a thing) expr. |
(hiçbir konuda) endişelenme |
|
| 139 |
Konuşma Dili |
don't worry (about a thing) expr. |
(hiçbir) kuşkun/endişen olmasın |
|
| 140 |
Konuşma Dili |
hell of a (person or thing) expr. |
muhteşem ötesi/süper ötesi (bir kişi/bir şey) |
|
| 141 |
Konuşma Dili |
hell of a (person or thing) expr. |
rezil/çok kötü/bombok (bir kişi/bir şey) |
|
| 142 |
Konuşma Dili |
hell of a (person or thing) expr. |
fena/feci (bir kişi/bir şey) |
|
| 143 |
Konuşma Dili |
hell of a (person or thing) expr. |
berbat/korkunç (bir kişi/bir şey) |
|
| Deyim |
|
| 144 |
Deyim |
a sure thing i. |
kuşkusuz |
|
| 145 |
Deyim |
a sure thing i. |
şüphesiz |
|
| 146 |
Deyim |
a sure thing i. |
kesin |
|
| 147 |
Deyim |
a thing or two i. |
birkaç ufak tavsiye/görüş |
|
| 148 |
Deyim |
a thing or two i. |
bir iki şey |
|
| 149 |
Deyim |
a near thing i. |
ucuz kurtulunan durum |
|
| 150 |
Deyim |
a close/near thing i. |
ucu ucuna |
|